Anasayfa Kişisel gelişim İç Dünyanızı Sadeleştirin / Elaine St. James

Alışveriş Sepetiniz

VirtueMart
Alışveriş sepetiniz boş.

PDFPrintE-mail
Hindistan Beni Çağırdı / Neslihan Kayalarİlişkilerde Bağımlılığa Son/ Melody Beattie

İç Dünyanızı Sadeleştirin / Elaine St. James
Resmin tümünü görüntüle


Paylas |

İç Dünyanızı Sadeleştirin / Elaine St. James

Ürün fiyatı (adet): 9.50 TL
5.70 TL
Bu kadar kazandınız: 40.00%

Ask a question about this product

İÇ DÜNYANIZI SADELEŞTİRİN


İç dünyanızdaki karmaşa ve iniş çıkışlar yerine sadeliği, dinginliği ve netliği koyabilseydiniz hayatınız ne kadar doyurucu olurdu?
Bunu size öğretecek bir kitabı elinizde tuttuğunuzu düşünün.
Evet, bu kitap size bunu öğretebilir.
Ve belki de hayatınızda bir dönüm noktasındasınız tam şu an. Kim bilebilir?
Bu kitap size doyurucu bir yaşamın kapılarını aralayabilir.
Kendinize doğru yolculuğa başlamak üzeresiniz.
İyi yolculuklar.

1. Hayatınızı Basitleştirin


ŞAYET BİR DÜZEYDE ruhsal sadeliğe erişmeyi düşünüyorsanız, hiç şüphe yok ki hayatınızın diğer alanlarını sadeleştirmek için zaten adımlar atmışsınızdır. Ancak, henüz adım atmadıysanız yaşamınızdaki karmaşaları sadeleştirmenin ruhsal gelişiminize nasıl faydaları olabileceğini düşünmeye başlayabilirsiniz.
Hayatınızı Basitleştirin kitabımda kocam Gibbs’le birlikte yaşamımızdaki tüm alanlarda —ev işlerinde, mali durumumuzda, kariyerlerimizde, özel hayatlarımızda, sosyal yaşamımızda— yaptığımız yüz adet değişikliği ve düzenlemeleri anlatmıştım. Bu sayede bizim için gerçekten önemli olan şeyler için vaktimiz ve enerjimiz olmuştu. Bu sadeleştirme işlemi sonucunda bu işler için ayırdığımız yirmi ila otuz saati su yüzüne çıkartmıştık.
Geri dönüp baktığımda, sadece bu zamana sahip olmanın değil, zamanın niteliğinin benim ruhsal keşiflerimde bir fark yarattığını görüyorum. Manav alışverişi ya da çimleri biçmek hakkında endişelenirken ya da cumartesi gecesi Jack bizi kendin pişir kendin ye partisine davet ettiğinde hayır diyemediğim için [No:54] ne götüreceğimizi düşünerek zaman harcayacaksam , işimdeki zamandan kesinti yapıp cumartesi akşamı sakince, tek başına kalmanın [No: 93] faydasız olduğunu fark ettim.
Eğer dikkatinizi dağıtan ve bunun yanı sıra enerjinizi boşa harcayan şeyleri azaltabilirseniz sessiz zamanlarınızdan tam olarak faydalanabilmenin tadını çıkarabilirsiniz.
İnsanlar manevi huzuru bulabilmek ve üzerlerindeki baskıdan kurtulmak için genellikle yoga ya da meditasyona yönelirler. Fakat sıklıkla, bilinçli olarak hayatlarının diğer alanlarında —örneğin iş yüklerini hafifletmek ya da soysal görevlerini azaltmak gibi— değişiklikler yapmazlarsa çılgın yaşam tarzları yollarını tıkar. Manevi arayış zorlaşır ve arka planda kalır.
Hayatınızı ne yaparak kolaylaştırabileceğinizi düşünmek için biraz zaman harcayın.
Basitleştirmek yolculuğunuza başlamak ve devam etmek için ihtiyaç duyacağınız huzuru ve istikrarı yaratmanızda yardımcı olacaktır.

2. Her Gün Doğada Zaman Geçirin


TARİH BOYUNCA PEK ÇOK MEDENİYET doğayı kendi manevi varlığının tümleşik ve olmazsa olmaz bir parçası olarak algılamıştır. İçinde yaşadığımız şehir hayatında genellikle doğanın iyileştirici, onarıcı, ilham verici muhteşemliğiyle temasımızı yitirmiş durumdayız.
Doğayla vakit geçirmeyi manevi arayışınızın önemli bir parçası haline getirin. Şayet günlük programınızda yürümek varsa, dışarıda olmanın temiz hava almak ve egzersiz yapmak gibi faydalarına ek olarak, manevi düzeyde de göğün, güneşin ve yeryüzünün güzelliğiyle temas kurun.
Her yürüyüşünüze derin, canlılık veren taze bir nefes alışla başlayın ve hava nasıl olursa olsun ona şükranlarınızı sunun. Yolunuzun üzerinde ağaçlar, kuşlar, çiçekler ve bitki örtüsünden keyif alacağınız yerler keşfedin. Bırakın doğanın ihtişamı bedeninize enerji versin, ruh halinizi iyileştirsin ve ruhunuzu yüceltsin.
Şayet doğada spor yapmıyorsanız, en azından doğadan enerji aldığınız ve ona şükran beslediğiniz birkaç saniyeyi doğaya ayırın. Yarın sabah evden beş dakika erken çıkmayı planlayın. Arabanıza ya da trene binmeden önceki bu zamanı bulutların şekillerini ya da çimenlerdeki çiy tanelerini fark ederek değerlendirin. Yahut, işten eve dönmeden önceki beş dakikayı kullanın ve bir günün daha bitişini şükranla fark edin.
Hava müsait olduğunda öğle yemeğinizi parktaki bankta ya da bir ağaç gölgesindeki çimenliklerde yiyin ve bu zamanı doğayla sakince bir olmak için kullanın. Hava temizse bedeninize ve zihninize enerji verecek bazı derin nefes egzersizleri yapın [No:96].
Gece yatmaya gitmeden evvel birkaç dakikalığına evin dışına çıkma alışkanlığı edinin. Eşinizin ve çocuklarınızın da size katılmasını teşvik edin. Geceleyin gökyüzünün sahip olduğu sessiz ve dingin görüntünün içinde kaybolup içinize çektiğiniz taze ve derin nefesin tadını çıkartın.
Şayet şehirde yaşıyorsanız ve yüksek, beton binalarla çevrilmiş durumdaysanız yakınlardaki bir park ya da yürüyüş yerini gözünüze kestirin. Doğanın güzelliğinin gelişip serpildiği ve kozmosun gücünü kullanarak gerçekten kim olduğunuzla temasa geçebileceğiniz yerlere geziler içeren hafta sonu programları yapmayı ihmal etmeyin.

3. Güneşle Bağ Kurun


GEÇMİŞTEKİ TÜM AYDINLANMIŞ KÜLTÜRLER ve günümüzün pek çok bilge kişisi ruhumuzla temas kurmada güneşin oynadığı rolün önemini kabul ederler.
Yiyeceklerden elde ettiği vitamin ve minerallerden en üst düzeyde fayda sağlamak için bedenimizin güneşe ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Buna rağmen zamanımızın %90’ını yapay ışık altında geçiriyoruz.
Pek çok insanın yeterli günışığı almamasından kaynaklanan zararlı etkileri ortaya koyan sayısız araştırma vardır. Tıp bilimi artık mevsime bağlı rahatsızlıkların varlığını ve belirli kişilik tiplerinin günışığına olan ihtiyacını kabul etmektedir.
Ruh halinizin ışıldamasının en basit yolu günışığına adım atmaktır.
Güneş ışığına kısa süreli —kesinlikle aşırı değil— maruz kalmak fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığımız için son derece yararlıdır. Ancak en önemlisi güneş ile bağ kurmak bizim canlılığımızı artırır ve bilincimizi yükseltir, sonuçta da manevi gelişmemize katkıda bulunur.
İster sabahın erken saatlerinde, ister akşama doğru ne zaman fırsat bulursanız on ila on beş dakika tam bir güneş banyosu yapın. Kışın, güneşli bir pencerenin kenarına minik bir güneş banyosu yapmak için oturun.
Bunu deneyin. Önümüzdeki birkaç hafta, güneşle her gün temas kurun ve bunun bilincinizi artırmada ne kadar faydası olduğunu görün.


4. Yaşamınızda Güzellik Yaratın


DOĞANIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜN değerini bilmenin yanı sıra kişisel mekânlarınızın mümkün olduğunca ruhunuzu zenginleştirecek yerler olmasının içsel yolculuğunuz için çok yararlı olduğunu fark edeceksiniz.
Bu illa ki çıkıp güzel bir şeyler satın almanız gerektiği anlamına gelmiyor. Çoğunlukla bu, dağınıklığın parçası olduğu için hepsi önemini çoktan yitirmiş olan nesne kalabalığından yahut karmakarışık bir yığın süprüntüden kurtulmak anlamına gelir. Bir raftaki tek bir vazo yaşamınıza, onun tek başına sahip olduğu güzelliği engelleyen etrafını sarmalamış başka nesneler olmadan çok daha fazla anlam ve değer katacaktır.
Ya da bu sadece güzel boşluklar yaratmak anlamına gelebilir. Sanatçı olan bir dostum yıllar boyunca değerli sanat objelerini dünyanın çeşitli yerlerine çıktığı seyahatlerden ve müzayedelerden topladı. Evi bir müzeyi andırıyordu. Ve bir kimsenin onun oturma odasındaki resim ve heykellerinin sunduklarını tamamıyla takdir edebilmesi için basbayağı bir tur düzenlemesi gerekiyordu.
Yakın zamanda bunların hepsinden kurtulma kararı adı. Bir gün evine bakmış ve zihni evdeki nesneler tarafından o kadar çok rahatsız edilmiş ki ne düşüneceğini bilememiş. Sadece onların kapladığı yer ya da düşüp kırılacakları için endişelenmek değil, onların tozlarını almak, onları ışıklandırmak ve sigortalamak da zorundaydı. Önceden onlar olmadan asla yaşayamayacağını düşündüğü nesnelerin gitmesine izin vererek, kendisine güzel ve dingin bir alan yarattı.
İşyerinizde ve evinizde sizi çevreleyen şeylere yakından bir bakın. En azından bilinç seviyesinde, çevremizin huzur verici olmaktan uzak olduğunu fark etmeden aylar ya da yıllar geçirebiliriz.
Zamanınızı geçirdiğiniz yerlerin ruhunuz için mümkün olduğunca güzel, ilham verici ve özgürleştirici olabilmesi için neler gerekiyorsa yapmaya başlayın.

5. Sadelik Yaratın Yoksunluk Değil


DÜŞÜNCESİZCE HAYATIMDA BİRİKMESİNE izin verdiğim, engelleme yaratan şeylerden kurtulmaya ve iç dünyama bakmaya başladığım zaman bir arkadaşım bana, “Ancak ben yoksun kaldığım bir hayat istemiyorum” demişti.
“Ben de istemiyorum” dedim.
Bizim her şeyi verip vahşi doğada bir kulübede yaşayacağımızı düşünmüş.
Ona sahip olduğumuz pek çok şeyden kurtulup, içimize döndüğümüz basit bir hayat yaşamanın, istediğimiz şeylerden kendimizi mahrum bırakmak ya da bunları yok saymak anlamına gelmediğini açıkladım. Bu sadece artık hayatımızı bütün bir şekilde yaşamamıza katkıda bulunmayan şeylerden kurtulmakla ilgili bir şeydir.
Bu ayrıca iç ve dış dünyalarımız arasında bir denge yaratmakla da ilgilidir. Pek çoğumuzun şimdilerde uğraştığı şey, dış dünyada çok uzun süre zenginlik yaratma ve kariyer peşinde koştuktan sonra kendi merkezimize dönmektir. İçsel dünyalarımızı göz ardı ettik ve ruhlarımız birazcık ilgi görmek için yanıp tutuşuyor. İçsel yaşamımıza biraz daha çok zaman ve enerji adamak, dış hayatlarımızı daha bütünüyle yaşayabilmek için gerekli olan dengeyi yaratmamızda yardımcı olacak.
Ancak bütünüyle yaşamak, her şeye sahip olmak, her yere gitmek ve her insanın istediği her şey olmak demek değildir. Pek çoğumuz artık çok fazlasının aşrı olduğunu görmeye başladı. Aşırı miktarda eylem yapmak ve çok fazla şeye sahip olmak hayatımızda olmasını istediğimiz şeylerden zevk almamızın ve basitçe kendimiz olmamızın önünde bir engel teşkil eder.
İçsel bir sadeliğe erişmek hayatımızda neyin anlamlı olduğunu seçmemizi ve mutluluğumuza ve huzurlu bir zihne sahip olabilmek için zekice seçimler yapabilmemizi olanaklı kılar.
Bu nihayetinde daha az şey yapmayı ve daha az şeye sahip olmayı gerektirir. Ancak, bu karar kendini inkâr etmekten değil, bizim için neyin önemli olduğunu bulup geride kalanların gitmesine izin vermenin bize sağladığı bilgelikten ortaya çıkar.

6. Sessizlikten Zevk Almayı Öğrenin


İÇSEL DÜZEYDE NELER OLDUĞUNU duyabilmek için, dışsal karmaşayı mümkün olduğunca kesmemiz gerekir. Günlük hayatta maruz kaldığınız yüksek düzeydeki gürültünün farkına varmaya başlayın.
Bu genellikle sinir bozucu saat alarmıyla, elektrikli diş fırçasının vızıldamasıyla yahut bir saç kurutma makinesinin baskın sesiyle başlar. Bunu monoton sabah haberleri ya da sabah sohbet programlarının gevezelikleri takip eder. Sonrasında arabaların cayır cayır motorları ve sabah yoğunluğunda trafikteki kornaların bağırışları...
Günlerimiz dokuzdan-beşe çalıp duran telefon zilleri ve ofis aletleriyle doludur. Bu arada iş arkadaşlarının, müşterilerin ve patronların sayısız biçimde bir şeyler yaparken araya girip rahatsızlık vermelerinden bahsetmiyorum bile. Evde bile çalışıyor olsanız sürekli devam eden ve nadiren ara veren bir patırtı olabilir.
Hafta sonları çoğunlukla kulak tırmalayan çim biçme makineleri, çöp arabaları ve sokaktan devamlı gelen gürültüler vardır. Nasıl olacak da düşüncelerimizi dinlememiz mümkün olacak?
Çoğunlukla yapamayız. Günlük hayatımızda tüm bu sesler sayesinde sıkça farkına dahi varmadan strese gireriz. Aynı zamanda ona o kadar alışmış durumdayızdır ki, onsuz yaşamayı hayal bile edemeyiz.
İçinize gitmeye başladıkça dışsal patırtıyı mümkün olduğunca dışta bırakıp bu sayede iç sesinizi duymak isteyeceksiniz.
Trafik ya da komşularınızın verdiği ziyafetler gibi bazı sesler üzerinde kontrolünüz olmayabilir. Fakat siz kendi alanınızda mümkün olduğunca çok sessizlik yaratmaya başlayabilirsiniz.
Alarm olmadan uyanmayı öğrenin. Uykuya dalmak üzereyken sağ beyin durumuna geçin [No: 30] ve kendinizi basitçe hangi zamanı seçtiyseniz o saatte uyanıyorken hayal edin.
Belli zamanlarda TV ya da radyo olmadan durmayı deneyin. Ayrıca, yürüyüşe çıkarken ya da egzersiz yaparken walkman’ninizi evde bırakın. Kasetçalarınızı yahut radyonuzu araba sürerken özellikle kapalı tutun. Sessizliğin tadına varın ve bu zamanları, bu türden eğlencelerin iç dünyanızla aranıza girmesine izin vermektense, basitçe anın içinde olmak için kullanın.
Telefonunuzu kapatın. Bırakın sessizce telesekreteriniz cevap versin. İstediğiniz zaman dinlersiniz.
Organize edilen bir inzivaya katılın [No: 95] ya da tek başınıza evde özel bir hafta sonu geçirin [No: 93]. Böylelikle sessizliğin coşkusuyla temas kurabilirsiniz.
Şayet buna alışmamış durumdaysanız, başlangıçta sessizlik garip gelebilir ama onun hazinelerini zamanla keşfedeceksiniz. En sonunda bunu içsel arayışınızda yeri doldurulamaz bir şey olarak göreceksiniz.

7. Sessiz Bir Aile Yemeği Yiyin


KİŞİSEL YA DA AİLEVİ bir tören olarak arada bir sessiz bir yemek yiyin. Çoğunlukla günlük hayatın baskısı yemekleri stresli bir rutin haline sokar. Ya da günlük olaylara kendimizi öylesine kaptırırız ki yiyeceklerden keyif almayı unuturuz. Akşam yemeğimizde acele edip gece yapacağımız aktiviteye sıçramak eğilimindeyizdir.
Tüm aile üyeleriyle oturun ve sessiz bir akşam yemeğine nasıl yaklaşacaklarını tartışın. Herkesin saygı ile gelip bir süre sessizce oturup diğerleriyle içsel düzeyde temas kurduğunu hayal edin. Kimse bir şey söylemezken ne kadar çok şey duyabileceğiniz şaşırtıcıdır.
Dikkatsizce yemeğe dalmaktansa, herkes samimi olarak yemek için kendi şükranlarını sessizce ifade edebilir ve onun sunacağı fiziksel olmanın yanı sıra manevi faydaları da buyur edebilir. Sonra, her ısırığın damağınızda iyice tat bırakmasını sağlayarak yiyeceklerin farkında olun. Son sürat konuşurken arada aceleyle bir şeyler yiyoruz, sonra da ne yediğimizi ve nasıl bir tadı olduğunu dahi hatırlamıyoruz.
Elbette arka planda çalışan bir TV, radyo ya da müzik seti de olmamalıdır. Okumak da yok. Basitçe yemekle tatmin olmak ve aile ile bağı hissetmek.
Genç çocuklarınız varsa, düzenli olarak sessiz aile yemekleri yemek, ailenin birliği açısından önemli bir ders olabilir. Ayrıca onlara erken yaşta, yiyeceklerin hayatlarındaki gerçek değerini takdir edebilmeyi aşılar.

8. İyileşmek İçin Neye İhtiyacınız Olduğunu Bulun


BİR DÜZEYDE HEPİMİZİN kendimizi iyileştirme gücü olduğunu gösteren pek çok kanıt vardır.
Yavaşlamak ve içimize akmayı öğrenmek kendimizi iyileştirme gücümüzle bağlantıya geçmemize olanak tanır. En azından, izlememiz gereken uygun şifa yöntemini bulmamıza yardım eder.
Ben bunu uzun yıllar evvel bir rafting turu sırasında belimi incittiğimde deneyimlemiştim. Bugün mevcut olan şifa seçenekleri dudak uçuklatıcı düzeydedir. Pek çok farklı tedavi öneren birçok arkadaşım oldu.
Neyse ki ben birkaç yıldır hayatımı basitleştirmeye ve ilk kez kendi iç sesimi dinlemeye başlamıştım. Altı aylık bir deneme-yanılma döneminden sonra, akapunktur ile bir bağ kurdum ve beni bir-iki haftada tamamen iyileştirdi.
Bunu modern tıbbı görmezden gelmelisiniz anlamında söylemiyorum; bunlardan bazıları bizlerin yardımına koşan mucize tedaviler sunarlar. Ancak, ne zaman mümkün olursa dinlemek için vakit ayırın.
Tüm seçenekleri gözden geçirin. İyileşemediğiniz bir rahatsızlık ya da sakatlığınız varsa kendi kendinizi iyileştirmek için içinize dönün yahut görselleştirme ve olumlu sonuçlar içeren görüntüler oluşturmak gibi alternatif şifa yöntemlerine bakın. Özellikle de kullanmakta olduğunuz geleneksel tıbbi tedaviler işe yaramıyorsa. Standart tıbbi uygulamalar sağlık ve esenliğe yoğunlaşmaktansa, semptomlara ve hastalığa odaklanır. Çoğunlukla tedavi hastalıktan beterdir.
İç sesi dinlemenin her zaman kolay olmadığını biliyorum. Sürekli acı ve rahatsızlık hissiyle, güçsüz düşmüş ve normal hayatımı sürdüremez halde sırt üstü yatarak tam altı ay geçirdim. Ve ilk altı ayda yaptığım hiçbir şey fayda vermedi.
Problemim her ne kadar hayati olmasa da, korkutucu ve görünürde bir ışık olmadığından çok moral bozucuydu. O zaman kolay çıkış yolu olan şeyi yapma isteği çok güçlüydü: En sonunda felaketle sonuçlanması muhtemel ameliyat tedavisine yönelmek. Geçmişte bunu pekâlâ yapabilirdim. Bu sefer bekledim ve dinledim. Zaman içerisinde durumum için uygun çözüm geldi.
Hepimiz tam olarak kendimizi iyileştirmek için neye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Şayet koşullar uygunsa, kendi kendinizi iyileştirme konusunda uygun tedavi yöntemini sezgileriniz aracılığıyla bulmanız için sessiz ve tek başınıza zaman geçirmeyi kişisel arayışınızın bir parçası haline getirin.

9. Yaratıcılığınızla Bağ Kurun


Hepimiz özümüzün derinliklerinde yaratıcılığımızla doğarız. Aramızdaki şanslı azınlık, bu özle erken yaşlarda temas kurar. Diğerleri çoğunlukla bilinçsizce yıllar yılı onunla bağ kurabilmeyi arzular. Çoğunluğumuz hayatımızı onun varlığını reddederek geçiririz. Yaratıcı olmadığımız inanışıyla yaşarız.
Görünürdeki yaratıcılık eksikliğimizi vurgulayan açıklamalar vardır. Büyük ihtimalle birtakım çocukluk travmaları ya da akıl hocalarımızın hayal ettiğimiz ya da gerçekleşmiş eleştirileri tarafından bastırılmıştır. Belki de sadece cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyduğumuzda bunun açlığını çektik.
Pek çok insan gibi ben de yaratıcı olmadığıma inanarak büyütüldüm. Bir yerde bu reddedişin yaratıcı olmaya çalışmam için bana mazeret verdiğini fark ettim. Ve ayrıca yaratıcı olmadığımı söylememin, beni yaratıcılıktan alıkoyduğunu fark ettim.
Buna rağmen başka bir düzeyde ise artistik olasılıklarımı keşfetmek istedim. Yıllar boyunca, resim çizmeyi ve resmetmeyi umarak düzinelerce kursa katıldım. Defalarca sadece bir iki ders sonra kursu bırakıyordum. Çünkü çizemeyen tek kişi olmaktan —ya da hep bana öyle gelmişti— utanç duyardım. Belki siz de buna benzer bir şey yapmışsınızdır.
The Artist’s Way (Sanatçının Yolu) adlı harika kitabında Julia Cameron benzer bir şekilde, hemen Fransızca konuşmaya başlayamadığı için nasıl kursu bıraktığını anlatır. Ancak bu çok rastlanılan bir durumdur. Çoğumuz yetenek ile doğmadıysak bunu asla geliştiremeyeceğimize inanır hale gelmişizdir.
İçsel sadeliğin bana sağladığı en büyük faydalardan bir tanesi, sanatçı yönümle beni temasa geçirebilmesidir. Meditasyona [No: 98] başladıktan birkaç ay sonra ve affetme [No: 98] üzerinde ciddi alıştırmaları tamamladıktan neredeyse hemen sonra, resim yapmaya başlayabildim.
Ve meditasyon aracılığıyla sadece var olmanın iyi bir şey olduğunu öğrenmeye başladığım için, kötü bir ressam olmanın bir mahsuru olmadığını hissettim. Bu beni idare eder bir ressam olma noktasına taşıdı.
Pek çoğumuz için yaratıcılığımızla bağ kurmak sadece merkezimize gelebilmek için yavaşlayabildiğimizde mümkün olur. Kendin olmayı öğrenmekle, yaratıcı olmayı öğrenmek aynı madalyonun iki yüzüdür. Artık vaktiniz olduğuna göre manevi arayışınız sizi her ikisine de açabilir.

10. Kendinizi Uyumluluğa Açın


HEPİMİZ HER ŞEYİN YOLUNDA gözüktüğü günler geçirmişizdir. Trafiğin boş zamanına denk geliriz ve doğrudan ofisimize hiç gecikmeden arabamızı süreriz. Sanki park yeri kendisini bize sunuyormuş gibi en uygun yer bizi bekler. Hafta boyunca ulaşmaya çalıştığımız insanlar ansızın arar ya da çıkagelir ve onlarla işlerimizi alışılmadık bir verimlilikle hallederiz. Buzlu çayımız soğuk ve çorbamız da sıcaktır. Başlamak istediğimiz projeye ansızın bir yerden para geliverir. Her şey bir uyumluluk içerisindedir.
Hayatımı —içsel ve dışsal— olarak sadeleştirmek için adımlar atmaya başladığımdan beridir uyumluluğun hayatım karmaşıkken olduğundan çok daha sıklıkla işlediğini gördüm. Defalarca, ben ne istediğim konusunda netleşir netleşmez, ona ulaşmak için gereken koşullar mucizevi bir şekilde bana açıldı.
Geriye dönüp baktığımda görüyorum ki yavaşlamadan evvel de bu uyumluluk olasılıkları ve mesajları her zaman mevcuttu. Fakat ben çoğu zaman onlara dikkat edebilmek için fazlasıyla meşguldüm ya da onları duyduğumda inanmamıştım.
Bu her şeyin benim için çocuk oyuncağı olduğu anlamına gelmiyor. Sadece, şayet işler ters gidiyorsa yavaşlayıp kendimi dinlemem gerektiğini öğrendim. Yeniden uyumluluğa dönersem her şey yeniden akmaya başlar.
Hızınızı düşürmek ve içinize bakmak hayatınızın istediğiniz yönde akmasına yardım edecektir. Bu ayrıca zamanı ve enerjinizi genişleterek uyumluluğun hayatınızın mutluluk verici bir parçası olmasını sağlar. Şayet uyumluluğa kendinizi açma fikri hoşunuza gidiyorsa, belki de kendinize ve evrene bunu resmen ilan etme vaktiniz gelmiştir. Kendimizin sadece oyunda olduğunu ilan ettiğimizde olacak şeyler çok şaşırtıcıdır.


11. Yavaşlayın


Hayatımı basitleştirmenin otomatikman yavaşlamam anlamına gelmediğini keşfetmek beni şaşırtmıştı. Acele ederkenki hızımız hayatımızın her alanına yayılır. Acele etmek bir alışkanlık halini alır. Hayatımızı basitleştirdikten sonra bile, şayet etrafımız hızla hareket eden insanlarla, hiç durmadan çalan telefonlarla çevriliyse, yavaşlamak büyük bir çaba gerektirebilir.
Sabah rutininizi nasıl yavaşlatabileceğinizi düşünerek işe başlayın. Sabahleyin yarım saat erken kalkıp hemen kapıya koşturmamak bile o günkü hızınızda büyük bir tesir yaratacaktır.
Sabah kahvaltınız için oturmaya vakit ayırın. Boş bir gününüzdeymişçesine her ısırığın keyfine varın. Radyo, TV. ve sabah gazetesinin rahatsızlık yaratmasına izin vermeyin. Basitçe yemekten keyif alın.
Yiyeceği satın almanın, hazırlamanın ve tüketmenin manevi arayışınızın bilinçli bir parçası olmasını sağlayın. Özellikle de öğlen ya da akşam yemeğinizi evinizde oluşturduğunuz sessiz ve huzurlu ortamdan uzakta, fast-food türü lokantalarda yapmak zorundaysanız. Öğle yemeğinizi parktaki bir bankta, güneşlenerek ya da çimenlerin üzerinde oturarak yiyin.
Evden fazlasıyla zamana sahip olarak çıkmayı planlayın. Böylelikle nefes nefese kalmadan iş gününüze başlayabilirsiniz. Mümkünse işe yürüyün. Yahut otobüs ya da benzeri bir toplu taşım aracıyla gidin ki bu sayede trafikte yarış yapmak zorunda kalmayasınız. Araba kullanırsanız hız limitlerine uyarak gitmeye çalışın. İsteyerek, hiç aceleniz yokmuş gibi yavaş hareket etmekten keyif almayı öğrenin.
Yavaşlamayı hatırlatacak notları evinize ve arabanızın üzerine görünür yerlere yapıştırın. Defalarca bir projede acele etmenin hata yapmama neden olduğunu ve sonunda ya kısmen ya da tamamen her şeyi yeniden yapmama neden olup zaman kaybettirdiğini gördüm. Acele etmeyin ve en başından hatasız yapın ve sürecin içerisindeyken keyif alın.
Hayatınızın her alanını inceleyin ve nerelerinde yavaşlayabileceğinizi bulmaya çalışın. Eğer günlük ve haftalık rutinlerinizi bayağı bir basitleştirdiyseniz, artık yeterince vaktiniz var demektir. Bunun bir kısmını hayatınızdaki hızı azaltıp, böylece gün boyunca yaptığınız her şeyden daha çok zevk alabilirsiniz.
Yavaşlamak yaptığınız şey hakkında ne hissettiğinizle temas kurmanıza yardım edecek ve manevi özünüzle bağ kurmanızı kolaylaştıracaktır.

12. Alıcı Olmayı Öğrenin


Yıllar önce bana alıcı olma sanatını öğreten bilge bir bayanla Hatha Yoga çalışmaları yapmıştım. Her yoga pozisyonunu tamamlamak için zaman ayırmayı ve sonra da onun faydalarını alabilmek için de vakit ayırmayı öğrendik. Bu paha biçilemez bir dersti ve biz bunu hayatımızın her alanına uygulayabildik.
Yaptığınız şeylerin yararlarına kendinizi açma alışkanlığı edinin. Yürüyüşünüzden döndüğünüzde, yaptığınız egzersizin ve taze havanın gününüze, yaşamınıza kattığı şeyleri bir an özümseyin.
Bir yemeği bitirdiğinizde, bir süre hareketsizce oturun ve yiyeceklerin bedeninize sağladığı faydaların bilincine varın.
Birisi size bir iltifatta bulunduğunda onu kabul etmemektense, onu tamamıyla varlığınıza buyur edin. Başka birisi için düşünceli davrandığınızda, sadece onların bundan sağladığı faydadan zevk almakla kalmayıp, iyi bir şey yapmanın verdiği tatmin duygusundan da keyif alın.
Bir projeyi tamamladığınızda, bir diğerinin üzerine çullanmadan evvel bunu başardığınız için kendinizi tasvip etmeye vakit ayırın.
Başımıza gün boyunca ve yaşamımız boyunca çok sayıda inanılmaz şey gelir. Çoğunlukla onları ya görmezden geliriz ya da sanki onlar önemsizmiş gibi hafifseriz. Onlar önemlidir. Onları fark etmek için zaman ayırın.
Küçük şeyleri taktir etmek bir ya da iki saniye sürer. Yapmanız gereken tek şey bir-iki dakika durup bunu alır hale gelmek. Onu tamamıyla içinize aldığınızı ve devam etme vaktinin geldiğini bileceksiniz.
İşin nihayetine erdirilmesi ya da büyük bir hedefe ulaşılması gibi daha büyük şeyler için katkınızı kucaklamak ve bunun faydalarını özümsemek için ne kadar gerekiyorsa, kendinize o kadar bir zaman dilimi ayırın.
Artık yaşamınızı basitleştirmiş olduğunuza göre, varlığınızda uyumluluğu, güzelliği, sevgiyi, mutluluğu, gününüzün işini özümseyebilecek vaktiniz vardır. Bunlar olurken, onların yararlarının üzerinize yağmasına ve varlığınızın her bir hücresine kadar sızmasına izin verin.
Gerçeğin tam anlamıyla, bu günlük olaylar sizi siz yapar. Kendinize şans verin. Bunlardan keyif alın. Onların sahip olduğu tüm yarenliği kabul edin.

13. Gerçekçi Olun


YAŞAM TARZIMIZI BASİTLEŞTİRME KARARINI aldığımızda Gibbs ve ben oturup önceliklerimizin bir listesini yaptık. İlk listemiz üzerinde yoğunlaşmak istediğimiz yirmi-otuz tane şey içeriyordu.
Basitleştirme planımızda ilerledikçe gördük ki zaman ve enerjimizden tasarruf etmekle ilgili büyük adımlar attıktan sonra bile listemizdeki her şeyi yapmamız imkânsızdı.
O nedenle biz de bizim için en önemli olan beş tanesinde karar kıldık: Evliliğimiz, kariyerimiz, ailemiz ve özel arkadaşlarımızla vakit geçirmek ve bireysel hobilerimiz olan okumak ve kültürel keşiflerin peşine düşmek.
Bu ilk bakışta istediğimizi sandığımız ya da pek çoğumuzun yapmaya çalıştığı şeylerle kıyaslandığında çok fazla bir şey gibi gözükmüyor. Ancak bir eşiniz ve çocuklarınız ve kurtulma şansınız olmayan belirli sorumluluklarınız varsa, sahip olabileceğiniz öncelikler en fazla üç ya da dördü geçemez. Başka hiçbir şey için bolca vaktiniz yoktur. Özellikle de nitelikli bir maneviyat zamanı da istiyorsanız.
Manevi arayışların zaman alacağını da bilmelisiniz. Ve içe yönelmemizden maksimum faydayı sağlayabilmek için, bu ayırdığımız vakitleri hayatımızı doldurmasına izin verdiğimiz karmaşa ve engellerden arındırmalıyız.
Hayatınızı ve programınızı basitleştirmeye başlarken, bu nedenle gerçekçi olun. İçsel ve dışsal hedefleriniz arasında bir denge kurabilmek için çaba sarf edin. Ve şunu unutmayın ki yapmayı istediğinizi sandığınız her şeyi yapamayabilirsiniz.

14. Hayatınızda Neyi İstemediğinizi Bulun


ÖNCELİKLERİNİZİN NELER OLDUĞUNU keşfetmenin yanı sıra, artık hayatınızda neleri istemediğinizi de belirleyin. Bu zor fark edilen bir farktır ama yapılması önemlidir.
İç huzurumuza erişebilmemizi bloke eden pek çok zihinsel, duygusal ve psikolojik çöplüğün hayatımızda ve zihnimizde birikmesine izin veririz.
Bu çöplükte, bize öyle yapmamız ya da öyle yapılması gerektiği söylendiği için yapmak istemediğimiz şeyleri yapmaya devam etmemiz vardır.
Bu çöplükte, artık manevi gelişimimize katıda bulunmadığı için ilişkimizin anlam ifade etmediği insanlarla vakit geçirmeye devam etmek vardır.
Bu çöplükte, yapmaktan mutluluk duymadığımız işte çalışmak vardır.
Bu çöplükte, ne kadar pek çoğu yapmak istediğimiz şeyler de olsa, aynı anda çok fazla şeyi yapmayı istemek vardır.
Bu çöplükte, yapmak istediğimiz şeyleri yeterince yapamamak vardır
Bu çöplükte, boş dedikodularla meşgul olmak ve enerjimizi boşa harcayıp kendimizi kirlenmiş hissettiren anlamsız sohbetler vardır.
Şaşırtıcı miktarda çöplük, değiştiremeyeceğimiz geçmişteki olaylar yeniden yaşamanın içinde mevcuttur. Yahut asla gerçekleşmeyecek gelecek olaylar tarafından rahatsız edilmek vardır bu çöplükte. Bu çöplük, yargı [No: 65] ve yakıcı düşüncelere sahip olmayı [No: 62] içerir.
Hayatınızda ahenk oluşturmaya başladıkça bu şeylerin çoğunun kendiliğinden yolunuzdan çekildiğini göreceksiniz. Ancak bazı şeylerin ortadan kalkması sizin çabanıza ihtiyaç duyar.
Günlüğünüzle oturup [No: 31] manevi gelişiminizde size engel olan şeylerin bir listesini önümüzdeki günlerde yapın. Sonra da onlardan kurtulmak için bir plan oluşturun.


Availability

Stokta: 194




Müşteri yorumları:

Bu ürün için hiç görüş belirtilmemiş.
Lütfen görüş belirtmek için kullanıcı girişi yapın.


Ganj Kitapları
OVVO Basım Yay. ve Tan. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.
YEDPA Tic. Merkezi E-Cad. No:109 Yeni Çamlıca Mahallesi, Ataşehir / Kayışdağı - İSTANBUL
Tlf : +90 216 660 02 41 | Faks : +90 216 471 86 48