|
|
![]() |
|
|


|
|
|
![]() Resmin tümünü görüntüle |
P.E.A.T / Zivorad Mihajlovic Slavinski |
|
|
Ürün fiyatı (adet):
15.00 TL
9.00 TL Bu kadar kazandınız: 40.00% |
||
| Ask a question about this product | ||
P.E.A.T.P.E.A.T. Yöntemi, hepimizin az ya da çok maruz kalmış olduğu travma zincirlerinin tamamını kolayca, hızlı ve zarif bir şekilde; duygusal zorlanmalar ve yan etkiler olmaksızın ortadan kaldıran bir enerji terapisidir. Basit, kolayca uygulanan, ucuz ve çok etkin olmasının yanısıra P.E.A.T. aynı zamanda bir ruhsal gelişim sistemidir. Genel kanının tersine, ruhsal gelişim için uzun eğitim süreçlerine tahammül etmeye, hazırlıklara, çok fazla araştırma yapmaya, kasetler dinlemeye ve bu uğurda bir servet harcamaya gerek yoktur. Ruhsal evrimin hızlanması, bilincin daha yüksek boyutlarının ve Büyük Uzay’ın açılması gibi konularda bu yöntemin bize yardımcı olması P.E.A.T.’in en önemli yanıdır. Bu, insanoğlunun ruhsal gelişimindeki bir üst basamaktır ve biz onun eşiğinde duruyoruz. Temel kutupsallıklarımızı P.E.A.T. ile ortaya çıkarıp etkisizleştirdiğimizde yepyeni ve bilinmeyen dünyaların tüm gizemleri önümüzde açılıyor... Enerji ya da Meridyen Terapisinin Temel PrensipleriMeridyen terapileri özünde enerji modelinin psikolojik ve duygusal rahatsızlıkların ortadan kaldırılması amacıyla uygulanmasıdır. Bu tedavi yöntemlerini savunan kişiler söz konusu rahatsızlıkların insanın enerji alanında (ya da aurasında) oluşan bozukluklar olduğuna inanmaktadır. En temel seviyede tezahürün her türü, bir enerji yapısı ya da enerji alanıdır. Psikolojik rahatsızlıklar kendilerini doğal olarak nörolojik, biyokimyasal, bilişsel ve davranışsal olarak göstermektedir ve en derin düzeyde enerji temelleri mevcut ve aktif durumdadır. Enerji alanındaki bozukluklar her zaman duygusal ve psikolojik problemlerin, hastalıkların ve diğer rahatsızlıkların sebebini oluşturur. Enerji modelinin psikoterapi ve Ruhsal Teknoloji alanlarına sokulması, bu önemli alanların tanınması konusunda atılmış önemli bir adımdır çünkü bu onlara tamamen farklı bir bakış açısı ile bakmamızı sağlamıştır. Psikolojide yakın zamanlara kadar rahatsızlıklara karşı, her zaman genel ilişkilerin tespit edilmeye çalışıldığı bir bilim olan klasik fiziğe benzer bir yaklaşım söz konusuydu. Atom altı bir seviyede nükleer parçacıklar arasındaki ilişkileri inceleyen kuantum fiziğinde ise neden-sonuç tipinde genel ilişkiler gözlemlemek mümkün değildir. O seviyede değişiklikler anlık olarak, genel bir sıra olmaksızın ortaya çıkabilmektedir. Düşünceler enerji alanlarında oluştuğu ve negatif duygular da bu alanlardaki bozukluklar olduğu için, psikolojik ve enerji ile ilgili olayların kendi doğalarında birer kuantum süreci olduğunu ileri sürebiliriz. Bu yüzden, eskiden karakteristik olarak yaptığımız gibi psikolojik problemlerin tarihsel sebeplerini bulmaya çalışmak yerine, onlara enerji alanındaki bozukluklar olarak yaklaşırsak, çözümlere çok daha hızlı bir şekilde ulaşabiliriz. Problemlerin altında yatan enerji alanlarının yapısını değiştirmek; iyileşebilmek ya da Ruhsal Bilinç’te bir değişim yaratabilmek için yeterli olmaktadır. Duygusal ve fiziksel anlamda tamamen dengeli olan insanların enerji alanları uyumlu ve düzgün bir şekilde akan sessiz bir nehir gibidir. Bir insanın, en erken çocukluk dönemlerinden başlayarak yaşadığı travmalar bu nehrin sessiz akışını bozan büyük kaya parçalarına benzerler. Bunlar girdaplar, burgaçlar ve enerji basıncının arttığı ve azaldığı noktalar oluştururlar; bu dengesizlikler var oluşun istenmeyen durumlarının temelini oluşturmaktadır. Alternatif tedavi yöntemlerinin dünya çapında tanından bir savunucusu olan Deepak Chopra, “Bir insan donmuş bir heykel değil, kendisini sürekli olarak yenileyen bir enerji ve bilgi nehridir” demiştir. Fiziksel rahatsızlıkların, örneğin klasik akupunktur yöntemi kullanılarak ortadan kaldırılması daha fazla zaman almaktadır çünkü madde enerjiye göre çok daha katılaşmış bir haldedir. Meridyen Terapileri akupunkturdan farklı olarak duygusal ve psikolojik problemlerin ortadan kaldırılması için enerji akımlarını kullanır. Bu terapi yöntemlerinin büyük çoğunluğunda süreç, hastanın problemi bilincinde tutmasından ve aynı anda parmak uçları ile uygun enerji meridyenlerinin uç noktalarına vuruşlar yapmasından ibarettir. Bu, fiziksel bedene nüfuz eden ve onu çevreleyen enerji alanlarının etkilenme şeklidir. Enerji alanları, manyetik ve yer çekimi alanlarına benzeyen görünmez etki küreleridir. Danışan travmatik bir anıya ya da psikolojik veya duygusal bir probleme odaklandığında ve onunla özdeşleştiğinde, o alanın kendi üzerinde oluşturduğu duygusal etkiyi hissedebilir. Kendisini rahatsız, öfkeli, korkmuş, kıskanç ya da depresyonda hisseder. Callahan’ın teorik varsayımı, negatif bir his ya da duygu hissetmekle danışanın, kendi enerji sisteminde oluşan ve rahatsızlığın kökünde yer alan bozuklukları hissedebileceği yönündedir. Aura olarak bilinen yaşam enerjisi alanı Doğu ve Batı öğretilerinde farklı isimlere sahiptir: Chi, Ki, Mana, Prana, Od ve Orgone. Geleneksel akupunktur teorisinde Ki, kısmen iç organlarımızda yaratılan, kısmen de kozmik evrenden akupunktur noktaları ve soluk alıp verme yoluyla sisteme giren hayat enerjisidir. Hayat enerjisi psiko-enerji sistemini en bariz şekilde nefes alma yoluyla —nefes alıp vermek eş zamanlı bir şekilde hayat enerjisini doğal olarak uyarırken— doldurur. Bu durum Doğu felsefesinin birçok sisteminin neden nefes almanın önemi konusunda ısrarcı olduklarını da açıklamaktadır. Ölçümler aku-noktalarındaki elektrik direncinin cildin geri kalanına göre çok daha düşük olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, direncin miktarı kişinin canlılığına ve duygusal durumu ile sağlığına bağlı bir şekilde değişmektedir. Hassas aletler kullanılarak yapılan araştırmalar aku-noktalarının enerji akımını artırıcı etki yaptığını göstermektedir. Üzerlerine baskı uygulanması (aku-bası), vuruşlar (Meridyen Terapileri) ya da sadece (PEAT tekniğinde uygulandığı gibi) hafif dokunuşlar, enerji akımları ve auradaki enerjinin dağılımı üzerinde uyarıcı etki yapmaktadır. Biyofizikçi Beverly Rubick, şifacı bir kişinin, akupunktur noktaları ile hastanınkiler arasındaki enerji değiş-tokuşunun ölçüldüğü bir deneyi aktarmaktadır. Bu durumda açığa çıkan enerji, danışan kişinin aynı enerji terapisini kendi kendine uyguladığı duruma göre çok daha büyük olmaktadır. Bu deney terapi uzmanının oynadığı rolün önemini ortaya koymaktadır çünkü onun niyeti, ortak amaç olan iyileşmeye doğru danışanın niyeti ile senkronize bir hale gelmektedir. Bu aynı zamanda bir Öğretici ile Öğrenci arasındaki Ruhsal ilişkinin sinerjisini de göstermektedir. Başka bir deney, meditasyon sırasında biyofoton adı verilen parçacıkların kişinin başının üzerinden yayılma oranının 100 ila 1000 kat arasında arttığını ortaya koymaktadır. Aynı sonuç sadece niyet ya da irade gücü kullanıldığı zaman da ortaya çıkmaktadır. Bu durum PEAT yönteminin (daha sonra açıklanacağı üzere) sadece niyet kullanılarak, aku-noktalara dokunmadan ya da herhangi bir sözcük söylemeden uygulanmasının yarattığı başarının daha olası açıklamalarından biridir. Yapılmış bir çalışma bedeni çevreleyen hayat enerjisi alanının gücü ve yapısının, söz konusu olan kişinin fiziksel sağlığına ve duygusal durumuna bağlı olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda kişinin düşünceleri ile bu alanı değiştirebileceğini de göstermiştir. Yoğunlaşmış bir düşünceyi, bedenden yayılan bir elektromanyetik alan olarak ölçmek ve farklı kişilerin benzer düşüncelerinin neredeyse birebir aynı modeller ürettiğini gözlemlemek mümkündür. Bir denekten (gönderici) diğerine (alıcı) gönderilen bir düşünce, alıcının alanında orantılı bir güç artışına neden olur. Bu tür bir düşünce projeksiyonunun alıcının bedeninin belli bölgelerine yoğunlaştırılabildiği tespit edilmiştir. Bu anlarda alıcı, bu tür bir projeksiyondan tamamen haberdar durumda olup kendi etrafında bir “koruyucu kalkan” oluşturmazsa, bunu engelleyememektedir. Tıp doktoru William Tiller’in en son araştırması, insan bedenini, gelen enerji akımlarını bir anten seti görevi yapan akupunktur noktalarıyla alan ve onları büyüten büyük bir anten olarak görmenin mümkün olduğuna inandırmaktadır. akupunktur noktalarına yerleştirilen iğneler bu noktaların kapasitesini artırmaktadır. Bu noktalara kişinin parmakları ile dokunması onları uyararak harekete geçirir çünkü dokunmak, bozulmuş olan sisteme dengeyi getiren iyon akışını başlatmaktadır. Callahan meridyenlere parmaklarla yapılan vuruşlar ile ilgili olarak şu açıklamayı yapmaktadır: “Vuruşlar sistemi dış enerji kaynağı ile bağlantıya geçirir. Vuruşlar, eş zamanlı olarak tedavi edilmekte olan probleme konsantre olunması yoluyla doğru bir şekilde yapıldığında, organizmada enerji dengesinin bozulduğu kısımdaki enerjiyi dengelemektedir.” Callahan’ın varsayımı vuruşların sistemdeki kinetik enerjiyi faydalı işler için gereken enerjiye çevirdiği yönündedir. Onun görüşüne göre danışanın problemi düşünürken vuruş yaptığı noktalar, enerjiyi bedenin, muhtemelen elektromanyetik enerjisine çeviren dönüştürücüler olarak görev yapmaktadır. Bazı araştırmacılara göre vuruşlar kemiklerdeki kalsiyum kristallerinin uyarılması kanalıyla piezo-elektrik bir etki yaratırlar. akupunktur noktalarına yerleştirilen iğneler, lazer ışınları, ovalamak ve aku-bası sırasında parmaklarla basınç uygulanması da aynı etkiyi yaratmaktadır. Gerçekte, Düşünce Alanı Terapisi (TFT) duygusal ya da psikolojik rahatsızlıkların kökeninde yatan enerji bozukluklarını ortadan kaldırmakta ve bu sayede onların hızlı ve acısız bir şekilde yok olmalarını sağlamaktadır. Callahan’ın sisteminin birinci kuralı (“Keşif Bildirisi”) ve Meridyen Terapilerinin ilgili sistemleri bunu, şu şekilde ifade etmektedir: “Tüm olumsuz duyguların sebebi bedenin enerji sistemindeki bir bozukluktur.” Enerji sistemindeki bir bozukluk ortadan kaldırıldığında —ki bu tedavi edici devamsızlığın bir çeşidinde oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşir— istenmeyen psikolojik ve duygusal durumlar ile (onlar yüzünden ortaya çıkan) hastalıklar da yok olmaktadır. İşte bu yüzden onlar, bir insanın davranış özgürlüğünü ve kişinin hayatından duyduğu tatmini daha fazla sınırlayamazlar. Bu görüşe agorafobi (açık alan ve karşıdan karşıya geçme korkusu) sorunu olan bir kişi örneğini kullanarak bakalım. Agorafobisi olan bir kişinin hareketleri oldukça kısıtlıdır. Hayatta bu tür durumlarla günlük olarak karşılaşabileceğinden, korku atakları sık sık ortaya çıkacaktır. Caddeden karşıya geçmek güçlü bir korku ya da en azından rahatsızlık duygusu yaratacaktır. Böyle bir insan normal faaliyetlerin büyük bir bölümüne katılamayacaktır. Hareket çapı oldukça dar olacak ve günlük hayatın talepleri nedeniyle sık sık korku ya da panik atakları yaşayacaktır. Meridyen noktaları üzerinde yapılan hareketler hayat enerjisi alanında bulunan ve bu tür bir fobinin kökeninde yatan enerji bozukluklarını ortadan kaldırır ve korku acısız, hızlı ve göreceli olarak daha uzun vadeli etkilerle ortadan kalkar. Genellikle tek bir terapi belli bir korkunun ortadan kaldırılması için yeterlidir. Karmaşık, çoklu korkular söz konusu olduğunda ise birkaç seans gerekmektedir. Bu tür bir tedavi, mantık dışı korkuları, mantıklı bir şekilde temkinli olmayı engellemeden ortadan kaldırır. Bu terapiye giren bir kişi tedavi sonrasında tehlikeli durumlara baş aşağı dalmayacaktır. Daha sakin, mantıklı ve korkusuz davranışlar gösterme yetisine sahip olacaktır. Meridyen Terapileri, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, saplantılı düşünceler, kıskançlık, aşırı üzüntü, yaratıcı yeteneklerin bloke olması, bağımlılık (uyuşturucu maddeler, alkolizm, sigara, aşırı yeme) ve buna benzer, her türde duygusal ve psikolojik rahatsızlıkları tedavi eder. Bu yöntemlerin uygulanması, organik bir temeli var gibi gözüken birçok sorunda, bu sorunların psikolojik ve duygusal bileşenleri olduğu varsayımı altında oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Bu şekilde, görünüşte yapısal anlamda organik olarak duran çok sayıda rahatsızlık olduğu için, Enerji Terapileri’nin olası uygulamaları sadece uygulayıcının becerileri ile sınırlı kalmaktadır. Bu yöntemler eski bilgiler ile yeni keşiflerin yeni bir sentezidir. Meridyen Terapileri’nin gelişimini oldukça fazla bir şekilde etkileyen yeni bir disiplin, çeşitli etkiler altındaki bedene uygulanan basit bir kas tepkisi testinden geliştirilen Kinesiyolojidir. 1970’lerin başında Dr. George Goodheart önemli bir keşif yapmıştır: Her kasın gücü ya da güçsüzlüğü, bedenin belli bir organının sağlık durumu ya da patolojisi ile ilişkilidir. Buna ek olarak bedenin her parçası belli bir akupunktur meridyeni ile ilişkilidir. Onun en önemli keşfi —Meridyen Terapileri’nin görüş açısından bakıldığında— şudur: Bir kişinin organizması zarar verici etkiler altında kaldığında kısa bir süre için aniden güçsüz bir hale gelir ve yararlı etkilere maruz kaldığında ise anlık olarak güçlü bir hal alır. Örneğin, eğer bir denek dilinin üzerine beyaz şeker koyar ya da en azından ona parmağıyla dokunursa kol kasları %40-70 arasındaki gücünü kısa bir süreliğine kaybetmektedir. Bu birçok insan için şaşkınlık verici olabilir. Tersine, eğer bir denek dilinin üzerine beden için tedavi edici etkisi olan organik C vitamini gibi bir madde koyarsa, kasları geçici bir süreyle güçlü bir hale gelmektedir. Bu keşifler yeni bir disiplinin, Uygulamalı Kinesiyolojinin doğmasına yol açmıştır. Bu tür keşifler bizi bir kişinin, normal farkındalık durumundan ayrı olan ve tipik olarak belirgin bir derecede bilinçsizlik içeren düzeylerde, kişisel bir görüş açısı ile neyin iyi ve neyin kötü olduğunu bir şekilde bildiği ve bunu kas tepkisi testi ile ortaya koyabildiği sonucunu çıkarmaya yöneltmektedir. Bu durum birçok uygulayıcının kas testini yaygın bir şekilde uygulamaya başlamasına yol açmış ve oluşan veriler Kinesiyolojinin bir teşhis yöntemi olarak değerini ve güvenilirliğini göstermiştir. Bu uygulayıcılardan biri, Kinesiyolojiyi akıl hastalarının teşhis ve tedavisinde kullanmaya başlayan bir psikiyatr John Diamond’dır. Yeni oluşan disipline Davranışsal Kinesiyoloji adını vermiştir. Diamond, sanat formları, çeşitli müzik türleri, yüz ifadeleri, insan sesinin tonu ve tonlar arasındaki geçişler gibi çeşitli psikolojik ve estetik uyarıcının yararlı ya da zararlı etkilerini sürekli olarak incelemiştir. Daha da gizemli olan ise, “bilgisiz” olarak nitelendirilebilecek deneklerle —kas testi sırasında kendilerine verilen kapalı zarfların içinde ne olduğunu bilmeyen kişilerle— yapılan deneylerdi. Örneğin, eğer bir zarf ahlaksal anlamda dürüst ve erdemli bir kişinin (örneğin Gandi’nin) fotoğrafını içeriyorsa ve diğerinde de Hitler’in bir fotoğrafı varsa, tüm denekler ilk zarfa güçlü bir kas tepkisi ve ikinci zarfa ise güçsüz bir tepki veriyorlardı. Bu durum her zarfın içinde ne olduğunu bilmediklerinde bile ortaya çıkmaktaydı. Bu tepkiler deneklerin politik ya da ahlâkî inançlarından bağımsızdı. Araştırmacılar bu testlerin onları bir yargıya ulaştırabilecek, tekrarlanabilir sonuçlar vermesini oldukça ilgi çekici bulmuşlardı. Bu deneyler bedenin, bilinçli akılda seçenekleri değerlendirmeye yarayacak veri olmadığı durumlarda bile, gerçekten doğru şekilde tepki verdiği sonucunu ortaya koymaktaydı. Bazı sonuçlar sokaktaki adam kadar, uzman kişileri de bugün bile şaşırtmaya devam etmektedir. En katı inançlara sahip Naziler bile kapalı zarflar içindeki Hitler fotoğraflarına bir kas güçsüzlüğü ile tepki vermişlerdir. Tedavi ve ruhsal teknoloji alanlarında o zamana kadar bilinmeyen bu değişkenler yüzeye çıkarak tamamen yeni bir görünüm ortaya çıkarmışlardır. Sağlık sorunlarına, fiziksel ve ruhsal problemlere sadece insanın kendisinde ya da enerji bedeninde yer alan psiko-enerjik alanlardaki bozukluklar olarak bakılmamakta, pozitif duygusal, psikolojik ya da ruhsal durumların da enerji bedeninde belli bir enerji yapısı oluşturduğu görülmektedir. Bu yararlı alanlar uygun bir yöntem kullanılarak kararlı bir hale getirilebilmekte, etkisi artırılabilmekte ve daha fazla geliştirilebilmektedir. Yeni Meridyen Terapisi sistemlerinin yaratıcıları bu tür sistemlerin Ki enerji kontrolü ve binlerce yıldır kullanılmakta olan benzer yöntemlerden çıktığını inkâr etmemektedir. Fakat kendi uygulamalarında, kendilerinden önce gelenlerden çok daha etkin olduklarını güvenilir ve sürekli bir şekilde ispatlamışlardır. Bazı tutum ve davranışlara eşlik eden geleneksel yöntemlerin artık çağdışı kaldıklarını göstermişlerdir. Yöntemi uygulayacak kişilerin uzun süreli olarak eğitimi de gerekli değildir çünkü bu yöntemler tüm beklentilerin ötesinde etkin olmakla birlikte, uygulanmaları çok fazla zaman gerektirmemektedir. Tüm bu yeni yöntemlerle bir insanın kişiliğinde acısız bir şekilde ve neredeyse çok az çaba gösterilerek temel değişiklikler yapılabilmesi mümkündür. Problemin ne kadar zamandır sürdüğünün ya da ne zaman ortaya çıktığının bir önemi yoktur; hızlı bir şekilde ortadan kaldırılabilir. Bu sonuçlarla Meridyen Terapileri, psikolojik akıl hastalıklarının ortaya çıkması ve tedavi boyunca oluşan pozitif değişikliklerin mekaniği konusunda yerleşmiş fikirlerimizi belirgin bir şekilde değiştirecektir. Danışanlar —hatta uygulayıcılar bile— zor ve ısrarcı hayat problemlerinin bu kadar kısa bir sürede ortadan kaldırılabileceğine inanmakta oldukça zorluk çekmektedir. Yine de bu çoğunlukla doğrudur. Son olarak, bu yöntemlerin aynı zamanda ruhsal gelişim konusuna da uygulanabileceğini uygulamaların gösterdiği, ruhsal gelişimin bu yaklaşımla oldukça belirgin bir şekilde hızlandığı söylenebilir. İşte bu da PEAT sürecinin tam olarak hedeflediği şeydir. Onun temel amacı ruhsal gelişim ve Varlık’ın özgürleştirilmesi, onun Ruhsal evreninde yeni var oluş boyutlarının ve yeni dünyaların açılarak ortaya çıkmasıdır. |
||
|
Availability
Stokta: 193 |
||
Müşteri yorumları:Bu ürün için hiç görüş belirtilmemiş.Lütfen görüş belirtmek için kullanıcı girişi yapın. |
||