|
|
![]() |
|
|


|
|
|
![]() Resmin tümünü görüntüle |
Sezgiyi Keşfetmek / J.Donald Walters |
|
|
Ürün fiyatı (adet):
7.00 TL
4.20 TL Bu kadar kazandınız: 40.00% |
||
| Ask a question about this product | ||
SEZGİYİ KEŞFETMEKBu küçük kitap hayatınızı değiştirebilir. Sezgiyi Keşfetmek, en temel sorularımızın pek çoğuna çözümler sunuyor: - Doğru kararların ne olduğunu nasıl ayırt ederim? - Diğer insanları nasıl daha iyi anlarım? - Hayatımın amacı nedir? - Varoluşun büyük düzeninde kendimi nereye yerleştirebilirim? Burada sunulan teknikleri kullanarak, karşılaştığımız -kimi zaman kafa karıştırıcı- sorunlar silsilesine çözüm getirebilecek ve doğru rehberin izinden gitmenin verdiği güvenle hareket edeceksiniz Sezgi Nedir ve Nereden Gelir?Çevremize baktığımızda, evrende yaşama dair bir coşku buluruz- yıldızların parlayışında, kuşların ötüşünde, çocukların gülüşünde ve rüzgârın ağaçlar ile dans edişinde. Bizi çevreleyen bunca güzellik ve çeşitlilik ile kimi zaman bunların bir parçası olduğumuzu daha çok hissedebilmek için can atarız. “ilahi müzik” ile ahenk içinde şarkı söylemek isteriz. Çoğunlukla gerçekleşen ise egomuzun doğurduğu seslere ısrarla bağlı kalarak sadece uyumsuzluk yaratmak olur. Hepimiz şarkı söyleyen küçük çocuk grupları görmüşüzdür. Genelde söylenen şarkının melodisi hakkında hiçbir fikri olmayan bir çocuk vardır ama etkinliğin bir parçası olabilmeyi o kadar ister ki, hoşuna giden her notayı müziğe ahenk katamasa da, tılsım katarak şevkle söyler. Belki de daha az masumca, kişisel dileklerimize “Dünyanın böyle olmasını istiyorum” ya da “Haydi millet, benim istediğim gibi yapalım” diyerek müdahale ederiz. Netice itibarı ile, dünya ahenksizlik ile doludur ve her yerden uyumsuz seslerin karmaşasını işitiriz. Hayatın bu büyük senfonisi ile nasıl uyum içerisinde olabiliriz? Bir arkadaşım her yeni durum ile karşılaştığında soruna şöyle yaklaşır: “Burada neler oluyor?”diye sorar. Bunun yerine, ne kadar sıklıkla kendi isteklerimizi karşılamak için gerçekleri değiştirmekte ısrarcı oluruz? Bu süreçte, amacı bütünüyle görebilme yetisini yitiririz. Hayatı tüm akışı ile yorumlamak yerine, parça parça anlamak için mücadele ederiz. Her şeyi bir yap-boz gibi parçalar hâlinde düşündüğümüzde hiçbir tutarlı resim, hiçbir yol, hiçbir yön belirmez. Yine de bu rotayı bulabileceğimiz, bu büyük gerçeğin bir parçası olduğumuzu hissedebileceğimiz ve böylelikle, bireyler olarak neyin doğru olduğunu anlayabileceğimiz bir yol bulunmaktadır. Bu yol, kendimizi açığa vurup içimizde var olan bilincin yüksek potansiyellerine açık olabilmeyi ve böylelikle de çevremiz ile uyum içerisinde yaşayabilmeyi gerektirir; kendi içimizdeki sezgisel yol gösterici duyumuzu geliştirebilmeyi gerektirir. Sezgi doğuştan gelen, herkeste var olan, gerçeği muhakeme ya da analiz yoluyla değil; içimizden gelen basit his ile doğrudan algılama yetisidir. Bu “sezgi” kelimesinin tam karşılığıdır. Kişinin kendi benliğine, içine ve anlamaya çalıştığı varlığın kalbine yönelerek anlaması, sezmesidir. Sezgi varlıkların dış görünümlerinin ardında yatan özlerini görebilme yetisidir. Hepimiz neden veya nasıl olduğunu anlamaksızın hangi sokağa döneceğimizi ya da bir oyunda hangi kartı seçeceğimizi bildiğimizde içimizden gelen şanslı sese kulak verdiğimize şahit olmuşuzdur. Sezgisel yetenek hepimizin içinde gizlidir. Kararlarımıza açıklık getirebilmek için bilinçli olarak geliştirilmelidir. Sezgi ne kadındır, ne de erkek. Sezgi insan doğasının daha çok hissetme duyusu ile ilintili olduğundan, kimi zaman insanları “kadın sezgisi”nden bahsederken işitiriz, ama aslında sezgi kadında ve erkekte eşit olarak mevcuttur. İlginçtir ki, kadınlar diğer insanları anlama konusunda çoğunlukla daha sezgisel davranırken, erkeklerin işleri konusunda böyle olduklarını gözlemledim. Ancak gerçek şudur ki, sezgi dingin, nesnel bir histir. Kadınlar hayatı çoğu zaman yoğun duygular hâlinde yaşarlar, erkekler ise çoğunlukla daha nesnel olmaya eğimli olurlar. Sezgiyi oluşturan ise bu iki niteliğin birleşimidir. İyi ya da kötü, aldığımız her karar etki altındadır. Özümüzde daha büyük bir gerçeğin parçası olmak gibi basit bir sebepten dolayı, bize yol gösterilmemesi mümkün değildir. Buna rağmen “Acının çıkmaz sokaklarında son bulan yerine, beni ve diğerlerini gerçek mutluluğa götüren tarafından yol gösterilmeyi tercih ediyorum” diyebiliriz. Aldığımız kararlarda ne derece etki altında kalırız? Bir bakıma bu, bizi açık bir şekilde olduğu kadar, fark etmesi güç seviyelerde de etkileyen, çevremizdeki diğer insanların kitlesel bilincine maruz kalışımızdır. Kişinin sadece televizyon seyrederken ya da bir dergi karıştırırken karşılaştığı bilinçaltı mesajlarını kastetmiyorum. Bahsettiğim etkiler güç fark edilmelerine rağmen daha güçlüdür. Bunlardan duyumsal uyarıcıları devre dışı bırakarak uzak duramayız çünkü insanların zihnindeki düşünceler içimize işler ve bilincimizi derinden etkiler. Yıllar önce San Fransisko’da çok sessiz bir dairem vardı. Öğlen on ikide etraf sabahın üçü kadar sessiz olurdu. Yine de sabahın üçünde daha büyük, içlere işleyen bir sessizliğin olması ilginçti. Sadece işitilen sessizlik değil, aynı zamanda tüm insanlar uykuda olduğundan zihinle de algılanabilen sessizlikten bahsediyorum. Etrafınızdakilerin düşünceleri, bizim davranış ve düşünce biçimlerimizi sarf ettikleri kelimeler ve verdikleri mesajlardan bile çok etkiler. Bu etkilerden kaçamayız. Bununla beraber, hayatta ve içsel huzurda başarıyı yakalamak adına faydalı sonuçlar veren etkilere tepki vererek, bizi ne yönde etkilediklerini saptayabiliriz. Talihsiz sonuçlar doğuran etkiler sezgisel görüş ile önceden fark edilebilir ve ne oldukları —afyon gibi başta coşkunluk sunuyor gibi görünüp de sonrasında yıkım getirenler— tanımlanabilir. |
||
|
Availability
Stokta: 190 |
||
Müşteri yorumları:Bu ürün için hiç görüş belirtilmemiş.Lütfen görüş belirtmek için kullanıcı girişi yapın. |
||